MCP-(Microsoft Certified Profetional)

Bir gün, 24 saat... diyolar.

Zafer ÖCAL tarafından yayınlanmıştır 21. Aralık 2009 19:42

insanlar, duygular, yalnızlık, yansızlık.

Okulu bitireli 16 aydan fazla oldu ve 8 aydır tam zamanlı bir işte çalışıyorum. Ar-Ge departmanında çalıştığımızı söylüyorlar... Günde on saat, bir günde on saat bir insandan bir şeyler geliştirmesini beklemek ne kadar aciz bir fikir. Dünya üzerinde hiç bir iş yoktur ki 10 saat çalışmanın karşılığını verebilsin. Neden mi? Durun anlatayım.
Bir gün 24 saat 10 saat çalıştınız. en az iki saat o çalışmanın yorgunluğunu atmakla geçirdiniz, bir saat belki yemek yediniz 1 saatiniz yolda ziyan olmuştu zaten. Durun bakalım kaç olmuş, 14 saat hadi 7 saat de uyuyalım etti 21 saat. Bu şartlar altında elimizde koskoca 3 saat kaldı zannedersem. Aslında sattığımız hayatımızdır. Evet dediğim gibi bunu kimse ödeyemez.
A söylemeden geçmeyeyim patronlar ise satın aldıkları bütün hayatların yanında kendi hayatlarını da fütursuzca satıyorlar. Peki neye karşılık ? Bir insan neden çalışır daha iyi yaşamak için değil mi? peki aslında yaşayamadığın bir hayatı nasıl daha iyi yaparsın daha iyi bir arabayla mı daha iyi bir evle mi yemek içmek güzel kadınlar/erkeklerle mi..?

Etiketler: ,

Kariyer

Aylardır Yokum.

Zafer ÖCAL tarafından yayınlanmıştır 20. Ekim 2009 21:09

Hem öğrenci, hem işçi olmak ne zor şey; zamanın en kıymetli olduğu ve insanların en beğenmez olduğu bir çağda yaşamak ne zor şey. Beni anlayabilmek, çok zor olmasa gerek, hiç kimseye zamanın yettiğini zannetmiyorum çünkü... Dostlar sağ olsun neylersin...

Etiketler:

Kariyer

Program Yazmak...

Zafer ÖCAL tarafından yayınlanmıştır 15. Mart 2009 00:47

Liseye yeni başlamıştım, hatta henüz başlayamamıştım çünkü Anadolu meslek lisesiydi ve İngilizce Öğrenmem gerekliydi. Hayatıma bilgisayarın girdiği o güzel yıl 1997. Abimin Meslek lisesinde bilgisayar bölümüne geçiş yapmasının ardından evimize bilgisayar alındı. Aman allahım o nasıl güzel bişeydi hiç başından kalkmadan saatlerce Paint progrmında istediğim her resmi çizerdim. Tabi bu yoğun bilgisayar kullanımı gözlerimi de etkilemişti ve hayatımda ilk kez göz doktoruna yine aynı dönem gittim. Ve o zamanlar aynı sınfta olduğumuz, şuan Boğaziçi Bilgisayar müh. bitirmek üzere olan arkadaşımla tanıştım. Kendisinden bilgisayar ile ilgili pek çok şey öğrendim. Programlama diye bişeyin varlığını abimden biliyordum ama tam anlamamışıtım, meğer bilgisayarda kullandığımız programları bizde kendi ihtiyaçlarımıza göre yazabiliyormuşuz. Artık merak uyanmıştı ve onu tekrar uykuya sokmak hiç de kolay değildi.

Bilgisayar başında fazla harcamam derslerimi kötü etkiler hale gelmişti ve abim bilgisayarın anahtarı ile bilgisayarı kilitlemişti (evet küçük bir kasa anahtarı ile kilitlenip açılıyodu birzamanlar bilgisayarlar bilmiyorum belki hala vardır.) tabi pergel ile bilgisayarı açmam pek zaman almadmıştı ve neyazıkki bunu abimin anlamasıda pek uzun sürmedi ve ardından BIOS şifresi koydu. Artık yapılabilecek pek bişey yoktu. Şansını zorlamak dışında. Denemek için açtım ve paralo soran kısım geldi ve elimi rastgele bikaç tuşa basıp enter tuşunu tıkladım. Aman allahım açılmıştı :), neyse bu kilit dönemi hazırlık sonunda sona ermişti zaaten. Ve ben yemiyor içmiyor program yazmayı öğrenmeye çalışıyodum. Ardından Microsoft Visual Basic'le tanıştım, Qbasic'in ardından. Müthiş bişeydi; sürükleyip brakıyordum, bir buton oluşuyordu, çift tıklıyordum, komutları yazacağım ekran geliyordu ve neredeyse Qbasic teki bütün komutlar çalışıyordu. Bir kaç oyun, bir kaç resim işleme programı, bir tane elektriksel çizim ve simulasyon programı yazmıştım lise bitene kadar. Tabi bütün yazdığım programlar amatör kendi çabalarımın sonunda öğrendiğim yöntemlerle yazılmış ilkel programlardı. Ama artık programlama mantığı oturmuştu istenilen bir programı yazmak için çok deneme-yanılma yapmama gerek yoktu artık, fazlasıyla deneyip, fazlasıyla yanılmıştım zamanında.

Lise zamanlarında öğrendiğim programlama bilgim(tabi artık VB değil C kullanıyordum belki ama mantık aynıydı) üniversitede çok işime yaradı bazı hocalarım ile birlikte bazı projelerde yer aldım. Ve üniversite bittikten sonra da Yüksek lisansa başlamamı sağlayan bu projeler oldu. Yani en temelde baktığımızda Lise zamanında, Elektrik okumama rağmen, hobi olarak yaptığım öğrendiğim şey şu anki hayatımı oluşturacaktı.

Tüm bunları yazdıktan sonra söyleyebileceğim tek şey, bütün bunları yaparken zamanımı iyi organize edemediğim için Liseden düşük bir puanla mezun olmuştum. Hoş, meslek lisesi olduğum için elimde fazla seçenek yoktu. Sayfamı okuyan genç arkadaşlarım nedir diyip bilgisayarlarında benim bahsettiğim şeyleri yapmayı deneyebilsinler diye o Visual Basic adlı programın kurulum gerektirmeyen versiyonunu ekliyorum. Aşşağıdaki linkten indirebilirsiniz. 

Visual Basic 6.0 Portable indir. 

Etiketler: , ,

Kariyer

Mekatronik Mühendisliği...

Zafer ÖCAL tarafından yayınlanmıştır 29. Ocak 2009 15:46

Evet arkadaşlar, Kocaeli Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği lisans üstü mülakat sonuçları açıklandı. Ve kabul edildim. Neyse artık Mekatronik Mühendisliğinde yüksek lisans yapan bir öğretmeniniz var. Umarım bu işten de alnımın akıyla çıkarım. Artık Öğretmenliğimin yanına Mühendislik yüksek lisansımı eklemek için gereken tek şey çalışmak...


Mekatronik Nedir? Öğrenmek için Tıkla 

Etiketler:

Kariyer

Sonunda Başladı...

Zafer ÖCAL tarafından yayınlanmıştır 15. Kasım 2008 12:31
Ağustosta kaydolduğum BilgeAdam yazılım ve veri tabanı uzmanlığı kursum sonunda başladı. İlk derslerde tanışmanın dışında; neyin ne olduğu, nasıl işleneceği ve ilerleyişi açıklandı. Aldığım derslerin içeriğinin, anlatabildiğim kadarını burda sizlerle paylaşacağım. Siz bu paylaşımı beklerken benim yaptığımı yapın ve Seether'ın Burrito şarkısını dinleyin...

Etiketler:

Kariyer

İlk Öğretmenlik Deneyimim...

Zafer ÖCAL tarafından yayınlanmıştır 10. Eylül 2008 15:50

Bu sabah erkenden TOKİ İlköğretim okuluna Fen Bilgisi Öğretmeni olarak başlayabileceğim bilgisini aldım ve doğru okula gittim. Ders programımı öğrendikten sonra gittim hocası olmayan bir sınıfa girdim, "Ben Fen Bilgisi Öğetmeniniz, Zafer ÖCAL dedim" ve olay başladı. Allahım nekadar saygılı çocuklar görseniz felaket, neyse oturun dedim oturdular ve kimsin, nesin, nerdensin muhabbetine başladık, ardından tenefüs zili çaldı ve çıktık ama çocuklar öğretmenim, öğretmenim pır dönüyolar, yaa çok garip, bu insanın hoşuna gidiyomuş, hiç aklıma gelmezdi. Neyse ders arasında bir yazılım şirketi aradı ve yarın görüşme için randevu verdi. Ya zaten iyi ki aradılar aylar sonra arasalrdı herhalde fazlasıyla alışmış olacaktım öğretmenliğe ve ayrılması zor olacaktı herhalde. Ancak dersler boyunca anladımki çocuklar birçok dersi görmüşler fen bilgisi ile ilgili, ancak neyazıkki çok az şey biliyolar, bazılarının hayalleri var, bazısı henüz ona bile sahip değil, neyse ilk dersimi rehberlik olarak geçirdim. Umarım bazısının hayatına bişeyler katabilirim....Laughing 

Etiketler:

Kariyer



Bu site BlogEngine.NET 1.5.0.7 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Yazar Hakkında

Zafer ÖCAL
Zafer ÖCAL

“O, what men dare do! What men may do!

What men daily do, not knowing what they do.”

Shakespeare

E-posta Send mail

Anket

Şebnem Ferah'ın en sevdiğiniz albümü?






Sonuçlar

Uyarı..!

ctrl-space.net sitesi, sitede bağlantısı verilmiş hiçbir dosyayı kendi sunucularında barındırmamaktadır. Sitedeki mp3 ler tanıtım, kitaplar eğitim amaçlıdır ve indirildikten sonra 24 saat içinde silinmesi gerekmektedir. Sitede verilen bilgilerden doğacak olumsuzluklardan site sahibi sorumlu tutulamaz. Ayrıca kimseyi sitemizden dosya indirmeye zorlamıyoruz...

Visitors

IP Geolocation

Counter

Since 12.08.09